
31 Aralık 2010 Cuma
30 Aralık 2010 Perşembe
29 Aralık 2010 Çarşamba
Aşure...

28 Aralık 2010 Salı
Aşure yaptığımı yazacaktım, Askı geldi postun rengi değişti :)
20 Aralık 2010 Pazartesi
Reiki
17 Aralık 2010 Cuma
Android-i vidi bana kafayı yedirdi... ;)
16 Aralık 2010 Perşembe
Uzun Bir Aradan Sonra Merhaba...
Sabah mailbox'ıma düşen mesajla, merhaba dedim bu güne ...
"Üzülme der Mevlana ve devam eder;
Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun... Tek kanatla uçulmaz zaten.
Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır.
Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?
Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz...
Yüzük olmayı dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır!"
"Üzülme! der Mevlana; istediğin bir şey olmuyorsa, ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği içindir..."
12 Ekim 2010 Salı
Yes Yeni :D Bir ben
27 Eylül 2010 Pazartesi
Başlıksız...
15 Eylül 2010 Çarşamba
3 Eylül 2010 Cuma
Üzerimden IFA geçti :)
Ben hiç bilmem eylül başında havaların bu kadar serin olduğunu. Sabah ceket giydim. o derece yani. Allah halimize mi acıdı acaba? Ofiste yanıyorduk hala... ayyyy bizde durumlar böyle... Şimdi ben bir gideyim, toparlanıp, değişip, dönüşüp geleyim. Hadi sağlıcakla ;D
24 Ağustos 2010 Salı
IFA
13 Ağustos 2010 Cuma
Kütahya'ca ;)
üniversite sınavına girdiği gün (Ege üniversitesi kampüsü)
10 Ağustos 2010 Salı
Sarıkız kahveli soda ve okey oyunu

Ramazanı karşılayalım dedik ve bizimkilerle (Ebruş, Enver) okey partisi verdik. Uzun zamandır oynamıyorduk. Ramazanda da fincan oynarız artık. Hem sohbet, hem oyun gırgır şamata. Çok güldük çok. Havada çok sıçak olduğundan serinlemek için Sarıkız kahveli soda içtik."Ce" denemiş çok güzel olduğunu söyledi. Deneme konusunda biraz çekimser kalsamda, deneyince yanıldığımı anladım. Değişik güzel bir lezzet. Hoşuma gtti şeker oranı biraz daha azaltılırsa çok daha lezzetli olabilir ;)

3 Ağustos 2010 Salı
35 derece
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Bu kadar acımasız mı bu hayat?

Öyle sözler varki bu hayatta, insana tokattan bile daha acı verir. Öyle sözler var ki bu hayatta, iç sesinle açtığın savaşı kaybettirir bir anda.Öyle sözler varki bu hayatta, hiç yapmak istemediğin, yaptığında pişmanlıktan içini kevirmene neden olanı yaptırır insana. Nasıl bir şey ki bu hayat? Bir anda kaybettirir seni sana. Son demlerimi mi yaşıyorum acaba? Çaresi varmı iç huzursuzluğun bu dünya da? Çaresi var mı çaresizliğin, tükenmişliğin? Ne yapmalıyım sesimi duyurmak için Tanrı'ya?
25 Temmuz 2010 Pazar
55. gün
21 Temmuz 2010 Çarşamba
20 Temmuz 2010 Salı
Armut reçeli
Ce'nin aldığı 1 kilodan biraz fazla, tadı salatık gibi olan armutları rendeledim.(ilmer'den öğrendiğim ) 1 kase meyve, 1 kase şeker mantığıyla,(ben tam bir kase koymadım , biraz daha az)ve 20 dakika kadar kaynattım.Bir çay kaşığı tarcın ve yarım limon suyunu ekledim. Bir taşımda öyle kaynatıp, ocaktan aldım. Kavanozlara doldurup soğumaya bıraktım. Servis ederken üzerine ceviz attığınızda süper bir lezzet oluyor. Ce bayıla bayıla yiyor :)
12 Temmuz 2010 Pazartesi
eeeeeeeeeeeeyyyttt!!!!!!
Hayattan ve tavada mücver
2 Temmuz 2010 Cuma
Ayşe Kulin "Bir gün"

Ayşe Kulin'i çok sevmeme rağmen, bu romanı pek sarmadı beni. Çok hassas bir konuya değinmiş olduğundan fazla yorum yapmak istemiyorum.
29 Haziran 2010 Salı
Tatile çıkmak İS - Tİ - YO - RUM... :((
21 Haziran 2010 Pazartesi
Hayal kırıklığı
18 Haziran 2010 Cuma
İzmir'in İlk Ekolojik Pazarı
Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Tarım İl Müdürlüğü ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği, "İzmir'in ilk ekolojik pazarı" için protokol imzaladı. 25 Haziran'da Bostanlı Pazar yerinde hizmet vermeye başlayacak olan ekolojik Pazar, Cuma günleri organik ürünleri tüketicilerle buluşturacak16 Haziran 2010 14:37
Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Tarım İl Müdürlüğü ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği, "İzmir'in ilk ekolojik pazarı" için protokol imzaladı. 25 Haziran'da Bostanlı Pazar yerinde hizmet vermeye başlayacak olan ekolojik Pazar, Cuma günleri organik ürünleri tüketicilerle buluşturacak.
Organik tarımı desteklemek için çalışmalar yürüten ve özellikle Menderes Havzası ve Yarımada'daki çalışmaları ile bu alanda öncü olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bostanlı'ya "Ekolojik Pazar" açmak için hazırlıkları tamamladı. Büyükşehir Belediyesi'nin öncülüğünde, Karşıyaka Belediyesi, İzmir Tarım İl Müdürlüğü, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) işbirliğinde 25 Haziran Cuma günü açılacak
İzmir'in ilk "ekolojik pazarı" için dört kurum arasında protokol imzalandı. İzmirli organik tarım üreticilerinin yanısıra, Türkiye'nin dört bir yanından gelen organik tarım üreticilerinin de yer alacağı ekolojik pazar için hazırlanan protokolü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, Tarım İl Müdürü Ahmet Güldal ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Onursal Başkanı Prof. Uygun Aksoy imzaladı.
İmza öncesi konuşan ETO kurucularından onursal Başkan Prof. Uygun Aksoy, kurumların işbirliği ile yaşama geçirilen proje kapsamında zincirin tümünü tamamlamak üzere üreticilere eğitim verildiğini, üretim sürecinde de doğrudan danışmanlığın İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Park Bahçeler Daire Başkanlığı tarafından yapıldığını anlattı. Aksoy, "Amacımız böyle bir üretim potansiyelini İzmirlilere pazarda bir şekilde sunmak. Diğer pazarlardan ve faaliyetlerden farkı da, üretici gurubu oluşturup bu üretici grubunun doğrudan doğruya tüketici grubuyla buluşmasını sağlamak" dedi.
"ORGANİK" LOGOSU BULUNACAK
"Organik" logosu olan ürünlerin yer alacağı pazar, hem İzmirliler'e katkı maddesiz ürünler satın alma imkanı sağlarken hem de organik üretim yapan üreticilere ürünlerini sağlıklı bir ortamda tüketiciye sunma olanağı verecek. "Ekopazar İzmir", 12 bin metrekare kapalı alana sahip olan Bostanlı Pazar yerinde, yaklaşık 4000 metrekare alan üzerinde sadece Cuma günleri kurulacak.
SIKI DENETİM
Kimyasal işlemden geçmemiş ahşap tezgahlarda satılacak olan ürünler, tüketicilere bez ya da kağıt ambalajlarda verilecek, naylon poşet kullanılmayacak. Ekopazar'da ayrıca, tüm pazarcılar, Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlatılan şapka, önlük ve çantaları kullanacaklar. Organik ürün sertifikası olsa bile, ürünlerin hepsi pazar alanına girmeden önce "karantina bölgesi"nde tekrar denetimden geçecekler. ETO tarafından oluşturulan komisyon, burada ürünleri kontrol edecek ve ondan sonra Ekopazar'daki tezgahlara konulup halka ulaştırılmasına izin verilecek. Komisyon tarafından organik olmadığı düşünülen ürün varsa, tahlile gönderilecek ve pazar alanına alınmayacak.
Heyecan var...
16 Haziran 2010 Çarşamba
ARGE
14 Haziran 2010 Pazartesi
Bu hafta sonunda...
Canım arkadaşım Başak'ın düğününe gittik.
11 Haziran 2010 Cuma
Bowling
Hafta başı şirketimizin düzenlemiş olduğu bowling turnuvası vardı. 90 takım içinde 40'lar da kaldık. Tabi ki sayemde. İnanılmaz kötü bir performans sergiledim. Canım kocam da beni yanlız bırakmadı. Her kötü atışımda moral verdi :) (arkamı döndüğümde hepsi gülüyorlardı) yakaladım onları. Herşeye rağmen süper bir geceydi. çok eğlendik.
10 Haziran 2010 Perşembe
5S
6 Haziran 2010 Pazar
Bu Günlerde...
1 Haziran 2010 Salı
27 Mayıs 2010 Perşembe
Ablasından Küçük Bir Armağan Cansu'ya

Yağmurlu bir günde, küçük gözlerinle düştün dünyama.
Daha dün gibi heyecanım, küçük kalbim 7 yaşında.
28 Mayıs 1991 akşamında, yatakta olmam gereken zamanda, ben ayakta.
Kapı çaldı, kalbim hızlandı bir anda. Babam'dı gelen, gözleri ışıl ışıl heyecanla.
" Kardeşin doğdu" dedi sevinç dolu ses tonuyla.
Baba kız döndük evimize, el ele.
"Haydi yatalım," dedi babam, "Yarın kardeşin gelecek".
Sordum ona, "Yarın çabuk gelir mi Baba?"
"Hemen uyursan, gelir" dedi, gelmesini ister bir edayla.
Kardeşin ne olduğunu bilmeden, içimdeki sevgi yumağıyla.
Geçmedi gece, bitmedi, ben kıpır kıpır yatakta.
Dalmışım sonra, gecenin sabahı kucaklayan bir zamanında.
Araba sesi duydum sonrasında. Bir de baktım ki, güzel Annem ve kucağında Sen kapıda.
Güldü Annem görünce beni, heyecanlı karşısında.
Kıskanırım diye, "Çirkin bir bebek getirdim." dedi sana.
İnanmamıştım o söylediğinde bile, küçük aklımla.
Oturttular beni koltuğa, verdiler seni kucağıma.
Göz göze geldiğimiz o anda, seslendi Babam, patladı flaş ve buzdolabımda asılı duran fotograf çıktı ortaya.
Canım oldun, Cansuyum oldun sen o gün orada.
Bilmiyormuşum ki can yoldaşım, sırdaşım, en iyi arkadaşım kucağımda.
Anlatmaya çalıştım en saf duygularımla.
Hayatıma girdiğin o günü sana ve en önemliside içimdeki seni sana...
Seni seven ve ömrünün sonuna kadar sevecek olan Ablan...
25 Mayıs 2010 Salı
20 Mayıs 2010 Perşembe
Hayaaaaat... Beni neden yoruyosun?
Neyse ruh halimi bırakıp birazda hayattan bahsedelim. Geçtiğimiz haftasonu üniversiteden arkadaşlarım geldi. Evim cıvıl cıvıldı. Uzun zamandır da görüşmemişliğin heyecanıyla, kahkalar eksik olmadı. Dün de 19 mayıs nedeniyle çalışmadık. Bende annem ve Cancan'la ver elini Bospa... Önce çarşıda buluştuk Cancan'ın veda gecesi elbisesinde sorun vadı onu değiştirdik. Sonrada namı değer Bospa'ya (Bostanlı pazarı). O ne kalabalıktı anlatamam. Oldum olası severim ben çarşı pazarı. kalabalıkta olsa boşta olsa rahatlatır beni. Bir sürü düşüncem dağılır gider aklımdan. Dalarım renk çümbüşüne...

11 Mayıs 2010 Salı
....
7 Mayıs 2010 Cuma
C - U - M - A ...
6 Mayıs 2010 Perşembe
Kağıtta Levrek
Malzemeler:
2 levrek (biz iki kişi olduğumuzdan)
2 soğan
1 domates
1 biber
2 diş sarmısak
1/4 çay bardağı limon suyu
1/4 çay bardağı zeytin yağı
defne yaprağı, karabiber,tuz
Yapılışı:
Soğanları halka şeklinde doğruyoruz, yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yayıyoruz. Bir kısmınıda temizlenmiş levreğin iç kısmına koyuyoruz. üzerine julyen kesilmiş biber, halka halka kesilmiş domates koyup balığımızı tepsiye yerleştiriyoruz. Limon, yağ, tuz ve karabiberi iyice çırparak boza kıvamına getiriyoruz ve balıkların her yerine çay kaşığı yardımıyla döküyoruz. Yağlı kağıla üzerini kapatıp 200 decede 20-25 dakika pişiriyoruz. Daha sonra üstünü açıp kızarana kadar (10-15 dakikada civarı) piştikten sonra yemeğe hazır hale geliyor. Ben şiddetle tavsiye ediyorum. Çook lezzetli oluyor...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
Gitti canım fotolar gitti...
Cuma akşamı sevgili kocam geç geleceğinden gece boyunca temizlikle uğraştım. Cumartesi sabahı rahat uyandım böyle olunca. Sabah sevgiliye güzel bir kahvaltı hazırladım ki, gönlünü fet edeyim de beni gezdirsin... hihihih... Ne yazık ki sevgilim hafta sonları belirli yerler dışında dışarıya çıkmayı pek sevmiyor. Onun için tatil sessiz, sakin yerler de kafa dinlemek, evde aktivitede bulunmak... Benim içinse, gezmek, görmek, keşfetmek, alışveriş, eğlence... O yüzden sevgiliyi biraz yağlamak, yıkamak gerekiyor. Öğleye doğru kafkaf çarşıya gittik. Biraz sahilde yürüyüş yapıp, alışveriş yaparız diye... O ne kalabalıktı anlatamam. Başım döndü kalabalıktan, alışverişi yapı 3,5 saat sonunda eve döndük. Balık aldık çarşıdan deniz levreği. Tarifini yayınlarım. Allahım nasıl lezzetli oldu, nasıl güzel oldu anlatamam. Anlatamam çünkü fotosundan anlayacaktınız artık foto yok :( Pazar sabahtan eşmin müşterisi vardı oraya gitti. ben öğle yemeği için bu sefer kuzu kavurma, pilav ve salata menüsü hazırladım. Hepsini tarifini yayınlayacağım. Yemeğimizi yedik, film izledik, sıkıldığımızı fark edip tekrar yüürüyüşe çıktık. Anneme gittik. Annem bize göre daha merkezi bir yerde oturuyor.
Akşam yemeğinide annemde yedik. sohbet ede ede 55 dakikalık bir yürüyüşle (yolu biraz uzattık) evimize döndük. çok dinç başladım bu haftaya, dinamik, enerjik... Bir sonraki postta tarifler... Sevgiyle kalın...
30 Nisan 2010 Cuma
YGS
29 Nisan 2010 Perşembe
Bitsin artık bu hafta :((

27 Nisan 2010 Salı
Orman meyveli parfe

25 Nisan 2010 Pazar
Pazartesi sendromu yaşıyorum galiba...
Aslında herkes gibi pazartesi sendromu yada tatil sonrası zorluğu yaşamıyordum. İşimi sevdiğim için özleyerek dönüyorum hafta başları. Ancak bu sabah şirketimizin "iyi niyetli" güvenlik görevlilerinin beni gereksiz yere 15 dakika çiseleyen yağmur ve rüzgara maruz bırakarak kapıda bekletmelerine kadar.Alayına isyan modunda başladım güne...
Giriş kartımı diğer çantamda unuttuğum için, kimliğimi bırakıp ziyaretçi kartı almam gerektiğinden güvenlik kulübesine gittim. her şey mantıklı. Ancak "sevgili güvenlik" "yöneticinize sormadan sizi içeri alamam" diye tutturdu. Allahım çıldıracağım... önünde 2 adet bilgisayar bulunuyor sistemden inceleyin diyorum, anlatamıyorum. Lütfen bekleyin...aaaaaaaaa yeterrrrrr... diye bağırmamak için kendimi zor tutuyorum.
Şimdi yatağımda mışıl mışıl uyumak vardı. Zaten yapmak istediğim de birsürü şey... söylene söylene çıktım yerime. sakinleşmem epey zaman aldı. Hala da gerginliğini yaşıyorum. biraz daha sakinleştiğimde tatil konulu fotoları yayınlayacağım. Yazmaya başladığımdan beri hiç iç açıcı şeyler yazmadım. Birazda güzelliklerden bahsedelim dimi ama? ;)
22 Nisan 2010 Perşembe
Yaşasın tatilllll!!!!!!
Ne çabuk geçti bu hafta. Keşke hafta sonu tatili hep üç gün olsa :(
21 Nisan 2010 Çarşamba
20 Nisan 2010 Salı
Ne başlangıç ama...
Sonunda...
hoşbulduk efendim... Blog dünyasında bundan sonra bende varım...